the cengiz hoca youtube ads banner


Konu Bilgileri
Konu: UNIT19-1-Infinitive-Gerund-TOO:ENOUGH Yazar: cengizsakmanli
Okunma: 281 Yorum: 0
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

cengizsakmanli Video  09-16-2017, 06:32 PM   
#1



Gerund and Infinitive


İngilizcede iki fiil peşpeşe geldiği zaman çoğunlukla ya iki fiil arasına to gelir veya ikinci fiile ing eklenir. Bazı fiillerin peşinden gelen fiillere ise ing eklenmez ve ikisi arasına to da eklenmez.
Bir fiilden sonra gelen fiilden önce to gelirse buna "infinitive with to", gelmezse "infinitive without to" denir. Eğer fiilden sonra gelen fiile ing eklenirse buna da "gerund" denir.


► Verbs followed by an infinitive with “to”


Önce kendilerinden sonra to alan fiilleri görelim. Bu fiillerin sayısı çoktur, ancak aşağıda İngilizce'de en çok kullanılanlar belirtilmiştir.


to afford : parası yetmek


to appear : görünmek


to attempt : teşebbüs etmek


to claim : iddia etmek


to demand : talep etmek


to determine : karar vermek


to fail : başarısız olmak


to happen : olmak


to hesitate : tereddüt etmek


to hope : ümit etmek


to manage : başarmak


to offer : teklif etmek


to pretend : … gibi davranmak


to promise : söz vermek


to refuse : reddetmek


to seek : aramak


to seem : görünmek


to threaten : tehdit etmek
EXAMPLES (ÖRNEKLER)


- He appears to have a lot of money. (Çok parası olduğu anlaşılıyor.)


- They failed to finish the work on time. (İşi zamanında bitirmeyi başaramadılar.)


- He threatened to kill me. (Beni öldürmekle tehdit etti.)


- I refused to talk to him. (Onunla konuşmayı reddettim.)
► Verbs followed by an infinitive with “to” or a “question word” + an infinitive with “to :
Bazı fiiller ise kendilerinden sonra "to'lu infinitive" alabildikleri gibi "bir soru kelimesi + to lu infinitive" de alabilirler.
Bu fiillerin en çok kullanılanları şunlardır:


to agree : kabul etmek


to ask : sormak


to arrange : düzenlemek


to decide : karar vermek


to know : bilmek


to learn : öğrenmek


to plan : planlamak
EXAMPLES (ÖRNEKLER)




- He decided where to stay. (Nerede kalacağına karar verdi.)


- They plan to go to New York. (New York'a gitmeyi planlıyorlar.)


- They planned what to da. (Ne yapacaklarını planladılar.)
► Verbs followed by an infinitive with “to” ar a that clause


Bazı fiiller ise önce bir isim daha sonra ise "to'lu infinitive" alırlar veya that'li bir cümlecik alırlar.
to cause : sebep olmak


to declare : ilan etmek


to command : emretmek


to compel : zorlamak


to enable : mümkün kılmak


to encourage : teşvik etmek


to force : zorlamak


to get : yaptırmak


to instruct : öğretmek


to oblige : mecbur etmek


to order : emretmek


to persuade : ikna etmek


to remind : hatırlatmak


to teach : öğretmek


to tell : söylemek


to warn : uyarmak
EXAMPLES (ÖRNEKLER)


- He commanded the soldiers to fire. (Askerlere ateş etmelerini emretti.)


- They obliged him to resign. (Onu istifa etmesi için zorladılar.)


- She persuaded him to sell his car. (Onu arabasını satması için ikna etti)


- I told Ali to turn on the lights. (Ali'ye ışıkları söndürmesini söyledim.)


- They declared that he was innocent. (Onun suçsuz olduğunu ilan ettiler.)


- He warned me that he would rent the house. (Beni evi kiraya vereceğine dair uyardı.)


- I persuaded them that the change was necessary. (Onları değişikliğin gerekli olduğuna ikna ettim.)


- She told me that she would resign. (Bana istifa edeceğini söyledi.)
► Infinitive of purpose
"to'lu infinitive" ( to do ) maksat, gaye bildirmek için kullanılar ve için anlamına gelir.
- I went to the market to buy some food. (Biraz yiyecek satın almak için pazara gittim.)
Burada to buy satın almak için anlamına gelir.
Bu cümlelerde için anlamını vermek için sadece to yerine in order to veya so as to da kullanılabilir.
- He left his job in order to look after his mother. (Annesine bakmak için işinden ayrıldı.)


- He left his job so as to look after his mother. (Annesine bakmak için işinden ayrıldı.)
► Verbs followed by an infinitive with to or a gerund


Bazı fiillerden sonra ise hem gerund ( doing ) hem de infinitive ( to do ) gelebilir. Bu fiillerden bazılarının ardından doing veya to do gelmesi anlamı değiştirmez, bazılarında ise anlamı değiştirir. Şimdi bu fiilleri tek tek görüp örnekler verelim.
♦ STOP
Bırakmak, vazgeçmek, kesmek manalarında olduğu zaman kendisinden sonra gelen fiil -ing takısı alır.
- My father is a heavy smoker. (Babam çok sigara içen birisidir.)


- He can't stop smoking. (Sigara içmeyi bırakamaz.)


- Stop laughing. (Gülmeyi kes.)
Durmak manasında kullanılınca to'lu fiil gelir.
- We stopped to have something to drink and eat. (Bir şeyler yemek içmek için durduk.)
♦ TRY
Denemek manasında olunca kendisinden sonra gelen fiil ing alır.
- You can't start this car like this. (Bu arabayı böyle çalıştıramazsın.)


- Why don't you try pushing? (Niçin itmeyi denemiyorsun?)


Uğraşmak, çabalamak manasında olunca peşinden to'lu fiil gelir.
- They are trying to push the car to start. (Arabayı çalıştırmak için etmeye uğraşıyorlar.)
♦ GO ON
(Yarım kalan ) birşeyi yapmaya devam etmek manasında kullanılınca peşinden gelen fiil gerund olur.
- They went on reading about birds. (Kuşlar hakkında okumaya devam ettiler.)
O zaten kuşlar hakkında kitap okuyordu ve yine aynı mevzuya devam etti.
- They went on to read about birds. (Okumalarına ( kuşlar konusuyla ) devam ettiler.)
Zaten okuyordular şimdi de kuşlar konusuna geçtiler.
♦ REMEMBER


Hatırlamak manasında kullanılınca gerund gelir.
- I remember sleeping in this room twenty years ago. (Yirmi yıl önce bu odada uyuduğumu hatırlıyorum.)
Akılda tutmak, akla gelmek manasında kullanılınca "to'lu fiil" gelir.


- If remembered to tell him about it only when I saw him. (Ona o mevzudan bahsetmek onu görünce aklıma geldi.)
♦ FORGET


Yapılmış olan bir şey unutulduğu zaman gerund kullanılır.
- How honest you are! I have forgetten giving you some money. (Ne kadar dürüstsün! Sana para verdiğimi unutmuşum.)
Yapılacak olan birşey unutulduğu zaman to'lu infinitive gelir.


- I have forgetten to give him some money. (Ona para vermeyi unuttum, para verilmedi.)
♦ REGRET


Pişman olmak manasında kullanılınca kendisini gerund takip eder.


- I regret laughing at the lame boy when he fell to the ground. (Topal çocuğa yere düştüğü zaman güldüğüme pişmanım.)
Teessüf etmek, üzüntü duymak, eseflenmek manalarında kullanılınca peşinden infinitive gelir.


- I think he will agree to study with me tomorrow. (Sanırım yarın benimle ders çalışmayı kabul edecek.)
♦ AFRAID


Sadece korkma duygusunu ifade etme durumlarında of ve gerund gelir.


- He was afraid of riding horses when he was a child. (Çocukken ata binmekten korkardı.)
Ata binmekten korkuyor, fakat biz onun kesinlikle ata binmediği manasını çıkartamıyoruz.


Korkudan dolayı bir şey yapılamıyorsa bu durumlar infinitive ile anlatılır.
- He was afraid to ride horses when he was a child. (Çocukken ata binmekten korkardı. Ve binmezdi.)
♦ AGREE


Birisinin bir şey yapmasına rıza göstermek manasında olunca gerund gelir. Bu daha çok agree to yapısıdır.
- The teacher agreed to my listening to him. (Öğretmen benim kendisini dinlememe rıza gösterdi.)


Bir şey yapmayı kabul etmek manasında kullanılınca kendisinden sonra to infinitive gelir.


- I think he will agree to study with me tomorrow. (Sanırım yarın benimle ders çalışmayı kabul edecek.)
♦ MEAN


Demek manasında kullanılınca gerund kullanılır. ( Cümlenin öznesi insan olamaz.)
- The new Prime Minister is determined to end the anarchy and smuggling. Perhaps it will mean getting exhausted or getting killed by outlaws. But he seems fearless. (Yeni başbakan anarşi ve kaçakçılığa son vermeye kararlı. Belki ( o ) yıpranmak ya da öldürülmek demek olacak. Fakat o korkusuz görünüyor.)
Kastetmek, demek istemek, anlamına gelmek, niyetinde olmak manalarında kullanılıncaa to'lu infinitive kullanılır.
- He means to earn as much money as he could buy a house before he returns. (Dönmeden evvel ev alacak parayı biriktirmek niyetinde.)
♦ PROPOSE


Önermek manasında kullanılınca gerund kullanılır.
- The nughty boy proposed playing till morning. (Yaramaz çocuk sabaha kadar oynamayı önerdi.)


Niyetinde olmak, niyet taşımak manasında olunca to infinitive kullanılır.
- The children proposed to play till morning. (Sabaha kadar oynama niyetindeydi çocuklar.)
♦ LOVE, LIKE, HATE, PREFER


Tek başlarına kullanıldıkları zaman gerund takip eder.


- The students love talking to their teachers.
- Do you like eating dessert? (Tatlı yemekten hoşlanır mısın?)
- I hate waiting at dinner table. (Yemek masasında beklemekten nefret ederim.)
- Boys prefer playing with guns. (Erkek çocuklar silahlarla oynamayı tercih ederler.)
Would ile kullanıldıklarında infinitive kullanılır. ( would / like / love /prefer / hate )
- The students would love / like to talk to their teachers. (Öğretmenler öğrencileriyle konuşmayı severler.)
- I'd hate to wait at dinner table. (Yemek masasında beklemek hoşuma gitmiyor.)


- I'd prefer to stay here. (Burada kalmayı tercih ederim.)
♦ LIKE


Doğru bulmak manasında kullanıldığı zaman to infinitive ile, hoşlanmak, sevmek manalarında kullanıldığı zaman gerund ile kullanılır.
- Our neighbour's wife likes to see the doctor once a month. (Komşumuzun karısı ayda bir doktora gitmeyi doğru bulur.)
- I don't like to climb mountains. (Dağlara tırmanmayı uygun görmüyorum.)
♦ CARE


Umursamak, kafasına takmak, endişe etmek gibi manalarda kullanıldığı zaman gerund ile kullanılır.
- If you promise to help me sir, I don't care going to prison. (Bana yardım etmeye söz verirseniz bayım, hapse gitmek umurumda bile değil.)


Meyli olmak, pek sevmek, özel ilgi duymak manalarında olunca infinitive ile kullanılır.
- Children today don't care to play outside. They would care to play computer games. (Bugünün çocukları dışarıda oynamayı sevmiyor, bilgisayar oyunu oynamak istiyorlar.)
♦ ADVISE, RECOMMEND, ALLOW, PERMIT
İlgili şahıslardan bahsedilmezse gerund kullanılır.
- They advised giving up the work. (İşi bırakmayı tavsiye ettiler.)


- The rules don't allow the workers to sleep during the working hours. (Kurallar işçilerin çalışma saatleri esnasında uyumalarına müsaade etmez.)
♦ BEGIN, START, CONTINUE, CEASE
Hem gerund ve hem de to infinitive ile kulanılabilirler.
- I began to study at noon. (Ders çalışmaya öğlende başladım.)
(started studying)
- The workers continued to work. (İşçiler çalışmaya devam ettiler.)
(working)
- People never cease to worry about themselves. (İnsanlar kendileri hakkında endişelenmeyi hiç bırakmazlar.)
(worrying)
♦ ATTEMPT, INTEND
Hem gerund ve hem de infinitive ile kullanılabilirler.
- I'll attempt to finish it today. (Bugün onu bitirmeye teşebbüs edeceğim.)
(finishing)
- I intend to finish it today. (Bugün onu bitirme niyetindeydim.)
(finishing)
► Verbs followed by an infinitive without to


Make ve let fiilleri ise kendilerinden sonra gelen fiillere ne -ing ne de to aldırırlar. Gelen fiil yalın halde bulunur.


- The boy made us laugh. (Çocuk bizi güldürdü.)


- I can't make my son eat anything. (Oğluma hiçbir şey yediremiyorum.)
- The woman made her daughter wash the dishes. (Kadın kızına bulaşıkları yıkattı.)
- The man didn't let his son go out. (Adam oğlunun dışarı çıkmasına izin vermedi.)
- Please let me stay here. (Lütfen burada kalmama izin verin.)
- They never let me speak. (Benim konuşmama hiç izin vermezler.)
► Verbs followed by a gerund or an infinitive without do


Hear, watch, feel, notice ve see fiillerden sonra bir nesne geldiği zaman daha sonra gelen fiil ise ya halde hiçbir ek almadan gelir veya -ing eki alır. Eğer bir işin, fiilin tamamını duyar, seyreder, hisseder, farkeder veya görürsek gelen fiil yalın halde hiçbir ek almadan gelir.


EXAMPLES (ÖRNEKLER)


- I saw him open the door and enter the room. (Onun kapıyı açtığını ve odaya girdiğini gördüm.)
- I watched the children play. (Çocukların oynamasını seyrettim.)
- I heard him start the car and drive away. (Onun arabayı çalıştırdığını ve uzaklaştığını duydum.)
Eğer bir işin, fiilin tamamını değil de bir kısmını gelen fiil duyar, seyreder, hisseder, farkeder veya görürsek gelen fiil -ing eki alır.


- They saw me playing football. (Beni futbol oynarken gördüler.)


- I felt someone following us. (Birisinin bizi takip ettiğini hissettim.)


- I heard them talking about me. (Onları benim hakkımda konuşurken duydum.)


► Verbs following by a gerund


Şimdi de kendilerinden sonra gelen fiillere -ing aldıran fiilleri görelim.
to appreciate : takdir etmek


to avoid : kaçınmak


to delay : geciktirmek


to detest : iğrenmek


to dislike: hoşlanmamak


to enjoy : hoşlanmak


to escape : kaçmak


to excuse : affetmek


to finish : bitirmek


to forgive : affetmek


to involve : gerektirmek


to keep : sürdürmek


to mind : itirazı olmak


to miss: özlemek


to pardon : affetmek


to postpone : ertelemek


to practise : alıştırma yapmak


to prevent : engel olmak


to resist : direnmek


to risk : göze almak


EXAMPLES (ÖRNEKLER)


- He dislikes going to bed late. (Geç yatmaktan hoşlanmaz.)


- I enjoy watching war films. (Savaş filmleri seyretmekten hoşlanırım.)


- They finished painting the house at 5 o'clock. (Evi boyamayı saat 5′te bitirdiler.)


- They postponed going to Italy. (İtalya'ya gitmeyi ertelediler.)
► Gerunds after prepositions


Prepositionlardan sonra gelen fiillere de -ing eklenir.




- She is interested in swimming. (O yüzmeyle ilgilenir.)


- You should give up smoking. (Sigara içmeyi bırakmalısın.)


- I am tired to waiting for him. (Onu beklemekten bıktım.)


- They succeeded in finding the murderer. (Katili bulmayı başardılar.)


- He is thinking of buying a new car. (Yeni bir araba satın almayı düşünüyor.)
► Verbs followed by a gerund or a that clause


Bazı fiiller kendilerinden sonra gelen fiillere -ing aldırırlar veya that'li bir kalıp ile kullanılırlar. Bu fiillerin en çok kullanılanları şunlardır.
to admit : kabul etmek, itiraf etmek


to anticipate : ummak


to imagine : hayal etmek


to mention : bahsetmek


to propose : önermek


to recall : hatırlamak


to suggest : teklif etmek
EXAMPLES (ÖRNEKLER)


- She admitted breaking the window.


- She admitted that she had broken the window. (Camı kırdığını itiraf etti.)


- He suggested going to the theatre. (Tiyatroya gitmeyi teklif etti.)


- He suggested that they should sell the house. (Onlara evi satmalarını teklif etti.)
► Infinitive as an Subject


To lu infinitive özne olarak da kullanılabilir ama bu pek yaygın değildir.


- To learn a foreign language isn't very easy. (Yabancı dil öğrenmek pek kolay değildir.)
- To drive on icy roads is dangerous. (Buzlu yollarda araba kullanmak tehlikelidir.)
- To find your brother in Istanbul sems impossible. İstanbul'da (Kardeşini bulmak imkansız görünüyor.)
► Gerund as a subject


Gerund (-ing ) ise özne olarak genel anlamda yaygın olarak kullanılır.


- Watching a film is easier then reading a book. (Film seyretmek kitap okumaktan daha kolaydır.)
- Working at night is tiring. (Geceleyin çalışmak yorucudur.)
- Living in a large city is extremely difficult. (Büyük bir şehirde yaşamak son derece zordur.)
► Gerund as an adjective
Gerund ( -ing ) ayrıca sıfat olarak da kullanılabilir.


- I need some cleaning fluid. (Temizleyici sıvıya ihtiyacım var.)


- The film was very boring. (Film çok sıkıcıydı.)


- Do you know that crying child? (Şu ağlayan çocuğu tanıyor musun?)


- This machine is fascinating. (Bu makina büyüleyici.)
► Perfect Infinitive


Perfect infinitive have + Verb3 yani have ve fiilin üçüncü halinin kullanılmasıdır. Perfect infinitive in en yaygın kullanımı modal auxiliary denilen yardımcı fiillerle kullanımıdır.
Perfect infinitive ayrıca başına to alarak bazı kalıplarda kullanılır. Bunlardan birincisi was / were ile geçmişte yapılması gerekip yapılmayan işleri anlatmakta kullanılır.
EXAMPLES (ÖRNEKLER)


- They were to have been here yesterday. (Onların dün burada olmaları gerekirdi.)


- He was to have repaired the car last week. (O geçen hafta arabayı tamir etmeliydi.)
Perfect infinitive yine buna benzer bir anlama would ( should ) like'tan sonra kullanıldığında gelir.
EXAMPLES (ÖRNEKLER)


- I should like to have seen that film. (O filmi görmüş olmayı isterdim.)


- He would like to have visited the museum. (Müzeyi ziyaret etmiş olmayı isterdi.)
Perfect infinitive, appear, seem, happen, pretend fiillerinden sonra kullanıldığında perfect infinitive de geçen fiilin, asıl fiilden daha önce meydana geldiğini gösterir.
EXAMPLES (ÖRNEKLER)


- He seems to have studied a lot. (Çok çalışmış görünüyor.)


- She appears to have forgetten the party. (Partiyi unutmuş görünüyor.)


- He pretended to have done his homework. (Ödevini yapmış gibi davrandı.)
Perfect infinitive believe, know, say, suppose gibi fiillerle passive cümlelerde işin daha önce olduğunu göstermek için kullanılır.
► Verbs followed by a gerund or a passive infinitive


It needs, it requires, it wants ya gerund ya da infinitive‘in passive şekliyle kullanılır.
- The car needs washing. (Arabanın yıkanması lazım.)
requires
wants


- The car needs to be washed. (Arabanın yıkanması lazım.)
requires
wants
Need şahıs öznelerle kullanıldığı zaman infinitive kullanılır.


- We need to go to the country and have a picnic. (Şehir dışına gidip piknik yapmamız lazım.)



DÖKÜMANI PDF OLARAK GÖRÜNTÜLEMEK VE İNDİRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ DOWNLOAD BUTONUNA BASINIZ.

Dersleri görebilmek için sitemize üye ol manız veya giriş yapmanız gerekiyor.Sitemize üyelikler ücretsizdir!

Alıntı

Hesap acin veya yorum yazmak icin Giris yapin

Yorum yazmak icin Giris yapmaniz gerekiyor.

Kayıt Ol

Hesap olusturmak ve bize katilmak cok kolay

Kayıt Ol

Giriş

Zaten bir hesabiniz var mi? Buradan Giris yapin

Giriş

UNIT19-1-Infinitive-Gerund-TOO:ENOUGH Konusu Araçları
Direk Link
HTML Link
BBCode Link
Paylaş


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
Video UNIT19-2-Infinitive-Gerund-TOO:ENOUGH cengizsakmanli 0 269 09-16-2017, 06:31 PM
Son Mesaj: cengizsakmanli
Video UNIT19-3-Infinitive-Gerund-TOO:ENOUGH cengizsakmanli 0 249 09-16-2017, 06:31 PM
Son Mesaj: cengizsakmanli
Video UNIT19-4-Infinitive-Gerund-TOO:ENOUGH cengizsakmanli 0 268 09-16-2017, 06:30 PM
Son Mesaj: cengizsakmanli

Foruma Git: